Nazar (Göz Değmesi)

Göz değmesi olayı ruhi ve nefsi bir hadisedir. Niteliği ve niceliği tam olarak bilinmese de, inançlı ve inançsız her kesim tarafından inanılan bir gerçektir. Nazar, hayranlık ve aşırı beğenme esnasında kıskançlık duyguları ile gözlerden yayılan negatif enerjinin meydana getirdiği  ve genelde bakılan nesnelerin bozulması ve kırılmasına  sebep olan  negatif enerjidir. İnsana ve insan sağlığına  zarar veren bu enerji bazen ölümcül derecede olmasıda mümkündür. Nazarın etkisi, gözden çıkan negatif enerjinin doz ve oranına bağlıdır. Kişi ne kadar kızgın, sinirli ve kıskanç duygulara sahip ise  o kadar tahrip gücü yüksektir.
İslam’da göz değmesi vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz(as) (” Nazar haktır”) buyurmuşlardır.

Müşrikler, Hz. Peygamberin Kur’an okuduğunu duydukça adeta gözleri ile onu kaydıracak, yiyecek, helak edecek, nazar değdirecek gibi bakıyorlardı. Ve ona “mecnun” “cinlenmiş” diyorlardı. Hatta bir ara bazı Yahudiler, nazarda mahir olan birkaç kişiyi Efendimize gönderdiler. Bunlar gelip; “Ne kadar güzel yüzün var… Pazıların, sırtın ne kadar güçlü ve güzel” vb. sözlerle nazar değdirmek istediler. Bu olay üzerine Kalem süresi 51. 52. Ayetler nazil oldu.
İslam uleması ” isabet-i Ayn” (göz değmesi)’nin hak olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

Ancak nazardan korunmak için “Tevhid akidesini” zedeleyen nazar boncuğu, tavuk ve güvercin pislikleri, sığır kellesi, at nalı, sarımsak, kurşun dökmek ve tütsü yakmak gibi halk arasında yaygın olan batıl inançlarla nazarı giderme ve engellemenin mümkün olmayacağını bildirmişlerdir.

Peygamber Efendimizin(as) hadislerine dayanarak nazardan korunmak ve nazarı gidermek için Kur’an-ı Kerim okumak ve dua etmek tavsiye edilmiştir. Bu sebeple Salih bir mü’min nazar ve göz değmesine karşı Ayete’l Kürsi, Felak ve Nas süreleri, Kalem süresi 51. 52. Ayetleri, Ezan ve Kur’an‘dan bildiği herhangi bir ayeti ve süreyi veya temiz nefes sahibi kişilerin dili ile okunması Resulullah’ın (as) müsaade ettiği okuma ile tedavi şeklidir.

Ayetel Kürsi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

اللَّهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

 

Bismillahirrahmânirrahîm.

Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm,
lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi’iznih,
ya’lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm,
velâ yü-hîtûne bi’şey’im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel’ard,
velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.

Felak

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

 

Bismillahirrahmânirrahîm

Kul eûzu bi rabbil felak (felakı).

Min şerri mâ halak (halaka).

Ve min şerri gâsikın izâ vekab (vekabe).

Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad (ukadi).

Ve min şerri hâsidin izâ hased (hasede).

 

Nas

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

مَلِكِ النَّاسِ

إِلَـٰهِ النَّاسِ

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

Bismillahirrahmânirrahîm.
Kul e’ûzü birabbinnâs
Melikinnâs
İlâhinnâs
Min şerrilvesvâsilhannâs
Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi
Minelcinneti vennâs

Kalem 51.52. Ayetler

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ

Bismillahirrahmânirrahîm.

Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun).Ve ma huve illa zikrun lil’alemiyne.

Ebu Said el -Hicri (ra) diyor ki: Resulullah (as) cinlerin ve insanların göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Bu durum ” muavvizeteyn ( Felak ve Nas)” süreleri ininceye kadar devam etti. Daha sonra bu süreleri okurdu, diğerlerini bıraktı.( İbn Mace, Tıp, 32)
Ayrıca ” MaşaAllah” ” BarekAllah ” gibi dini metinlerin yazılı bulunduğu kolyeleri taşınmasında da mahzur görülmemiştir4